Penis eğriliği, ereksiyon halindeki penisin düz bir eksende uzamak yerine sağa, sola, yukarıya veya aşağıya doğru belirgin bir açıyla kıvrılması durumudur. Bu anatomik şekil değişikliği, penisin iç dokularını sıkıca saran esnek kılıfın yapısal asimetrisinden veya zamanla o bölgede oluşan kireçlenmiş sert dokuların esnekliği tamamen bozmasından kaynaklanır. Sadece görsel ve estetik bir kaygı yaratmakla kalmayan bu tablo; cinsel ilişkiyi fiziksel olarak zorlaştıran, bazı durumlarda ağrıya sebep olan ve kişide ciddi özgüven kaybı yaratan önemli bir ürolojik sağlık sorunudur. İhmal edilmemesi gereken bu durum modern tıbbın sunduğu güncel yöntemlerle kalıcı olarak düzeltilebilmektedir.
Üroloji Uzmanı
1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.
Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.
Penis Eğriliği ve Penisin Anatomik Yapısı Nasıl Çalışır?
Bu sorunu kavrayabilmek için öncelikle penisin iç yapısını ve sağlıklı bir ereksiyonun nasıl gerçekleştiğini bilmek gerekir. Penisin iç kısmında, yan yana duran ve korpus kavernozum adı verilen iki adet süngerimsi doku silindiri bulunur. Cinsel uyarılma meydana geldiğinde, bu süngerimsi dokular hızla kanla dolarak penisin sertleşmesini ve hacimce büyümesini sağlar.
Ancak penisin içine dolan bu kanın yüksek bir basınçla içeride tutulması ve penisin düz, sert bir boru halini alabilmesi için çok sağlam bir dış kılıfa ihtiyaç vardır. İşte bu hayati görevi “Tunika Albuginea” adı verilen özel bir yapı üstlenir. Tunika albuginea, süngerimsi dokuları çepeçevre saran, kollajen demetleri ve esnek liflerden oluşan oldukça dayanıklı çift katmanlı bir zardır. İç tabakası dairesel, dış tabakası ise uzunlamasına liflerle örülüdür.
Normal şartlarda bu kılıf, artan kan basıncına karşı koyarak penisin her yöne eşit oranda ve dengeli bir şekilde esnemesini sağlar. Eğer bu dayanıklı kılıfın bir tarafı doğuştan diğer tarafa göre daha kısa kalmışsa veya sonradan geçirilen travmalarla esnekliğini yitirmiş sert bir yara dokusu haline gelmişse, penis o yöne doğru çekilir. Tıpkı bir tarafı bantla yapıştırılmış uzun bir balonun şişirildiğinde o banta doğru kıvrılması gibi, asimetrik kılıf da penisin eğrilmesine yol açar.
Doğuştan Gelen (Konjenital) Penis Eğriliği Nedir ve Neden Olur?
Konjenital penil kurvatür olarak da bilinen doğuştan eğrilik, penisin anne karnındaki gelişimi sırasında ortaya çıkan yapısal bir farklılıktır. Doğum anından itibaren orada olmasına rağmen, bebeklik ve çocukluk çağında pek fark edilmez. Genellikle ergenlik dönemine girilmesiyle birlikte hormonların etkisiyle ereksiyonların daha sık ve güçlü hale gelmesi sonucunda gençler tarafından kendi vücutlarını tanırken fark edilir. Toplumdaki görülme sıklığı hakkında farklı istatistikler bulunsa da oldukça yaygın karşılaşılan anatomik bir durumdur.
Bu doğuştan gelen şekil bozukluğunun altında yatan en temel neden, az önce bahsettiğimiz tunika albuginea kılıfının gelişimsel olarak bir tarafta daha kısa veya daha dar kalmasıdır. Penis büyüdükçe ve sertleştikçe, kısa kalan bu esnemeyen taraf penisi adeta gergin bir yay gibi kendine doğru çeker. Eğrilik büyük çoğunlukla alt tarafa doğru (ventral yönde) olur. Bunun yanı sıra idrar kanalının etrafındaki dokuların gelişim geriliği veya penis içindeki süngerimsi dokuların kendi aralarındaki orantısız büyümesi de bu duruma zemin hazırlayabilir. Gençler bu durumu fark ettiklerinde genellikle büyük bir şaşkınlık ve utanma duygusu yaşarlar. Oysa bu durum tamamen yapısal, anatomik bir gerçektir ve modern tıpta çok net tedavisi bulunmaktadır.
Doğuştan Penis Eğriliği ile Sonradan Oluşan Peyronie Hastalığı Arasındaki Farklar Nelerdir?
İnsanlar genellikle penisteki her türlü eğriliği aynı hastalık zannederler. Oysa doğuştan gelen eğrilik ile sonradan ortaya çıkan Peyronie hastalığı, hem oluşum mekanizmaları hem de gösterdikleri belirtiler açısından birbirinden tamamen farklı iki durumdur. Bu ayrımı doğru yapmak, izlenecek yol haritasını belirlemek için en kritik adımdır.
Doğuştan eğriliklerde ereksiyon sırasında kesinlikle ağrı sızı hissedilmez. Penis tamamen sağlıklı ve normal dokulardan oluşur, ortada bir hastalık veya yara yoktur; sadece şekilsel bir orantısızlık söz konusudur. Ayrıca bu eğrilik ergenlikten sonra sabit kalır, yıllar içinde daha da kötüye gitmez veya penisin şeklinde kum saati gibi bölgesel daralmalar yaratmaz. Peyronie hastalığı ise tamamen farklı bir senaryodur. İlerleyen yaşlarda ortaya çıkar, ilk başlarda çok ağrılıdır ve penis içinde ele gelen sert kitleler barındırır.
- | Özellik | Doğuştan Eğrilik | Peyronie Hastalığı |
- | Başlangıç Zamanı | Doğumdan itibaren (Ergenlikte fark edilir) | Sonradan (Genellikle 40 yaş üstü) |
- | Eğrilik Yönü | Genellikle aşağı doğru | Genellikle yukarı veya yanlara doğru |
- | Ağrı Durumu | Ağrısızdır | İlk evrelerde ağrılı ereksiyon görülür |
- | Ele Gelen Kitle | Yoktur, dokular yumuşaktır | Sert, kireçlenmiş plaklar hissedilir |
- | İlerleme | Sabittir, zamanla kötüleşmez | Aktif dönemde ilerleyicidir, şekil bozar |
Peyronie Hastalığına Bağlı Penis Eğriliği Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkar?
Peyronie hastalığı, penisi saran tunika albuginea kılıfının zaman içinde esnekliğini kaybederek bölgesel olarak sertleşmesi ve kireçlenmesi durumudur. Aslında bu durumu penis kılıfında meydana gelen anormal bir yara iyileşmesi olarak tanımlamak çok daha doğru olacaktır. Genellikle 40 ile 60 yaş arasındaki erkeklerde sıkça karşılaşılsa da genetik yatkınlığı olan çok daha genç bireylerde de maalesef ortaya çıkabilmektedir.
Peki bu hastalık durduk yere nasıl başlar? Hastalığın en büyük tetikleyicisi, cinsel aktivite sırasında penis kılıfının maruz kaldığı ve hastanın hiç hissetmediği tekrarlayan mikrotravmalardır. Sertleşmiş penise uygulanan ani bükülmeler, kıvrılmalar veya kontrolsüz baskılar, tunika albuginea’nın katmanları arasında gözle görülmeyen minicik yırtıklara ve kılcal damar kanamalarına yol açar.
Sağlıklı bir yapıda bu küçük hasarlar vücut tarafından hızla ve iz bırakmadan onarılır. Fakat Peyronie hastalığına genetik bir eğilimi olan kişilerde bu onarım sistemi tamamen bozulur. Hasar gören bölgede şiddetli bir iltihaplanma başlar ve bu iltihap hücreleri kılıfın katmanları arasına hapsolur. Vücut, bu bölgeyi iyileştirmek için gereğinden fazla ve çok kalitesiz bir yara dokusu üretir. Esnek, sağlıklı dokuların yerini, tıpta plak adını verdiğimiz, esnemeyen, sert yapılar alır. Sonuçta penisin o bölgesindeki esneklik tamamen kaybolduğu için, ereksiyon anında penis bu sertleşmiş bölgeye doğru güçlü bir şekilde bükülmeye başlar.
Peyronie Hastalığına Bağlı Penis Eğriliği Hangi Evrelerden Geçer?
Peyronie hastalığı durağan, hep aynı kalan bir durum değildir. Kendine has, dinamik bir süreç izler ve birbirini takip eden belirgin iki farklı evreden geçer. Hastanın hangi evrede olduğunu bilmek, uygulanacak tedavinin başarı şansını doğrudan belirleyen en hayati unsurdur.
İlk evre, akut veya aktif faz olarak adlandırılır. Bu dönem hastalığın başlangıcından itibaren genellikle altı ay ile on sekiz ay arasında sürer. Penis içinde aktif bir iltihaplanma süreci yaşanmaktadır. Hastaların en çok şikayet ettiği ve yaşam kalitesini düşüren durum ereksiyon sırasında ve bazen penis inik haldeyken bile hissedilen sızlayıcı şiddetli ağrıdır. İşin en zorlayıcı kısmı, bu evrede penisteki eğrilik açısının, şekil bozukluğunun ve penis boyundaki kısalmanın sürekli olarak aydan aya ilerlemeye devam etmesidir. Vücuttaki yara iyileşme ve iltihap süreci çok aktif olduğu için bu dönemde kesinlikle cerrahi bir müdahale önerilmez. Erken yapılacak bir ameliyat, hastalığın tekrar şiddetle nüksetmesine neden olur.
İkinci evre ise kronik veya stabil fazdır. Artık aktif iltihaplanma süreci tamamen bitmiş, penis içindeki sert plak kireçlenerek son halini almıştır. Hastalığın bu faza geçtiğini anlamanın en net iki göstergesi vardır. Birincisi ereksiyon sırasındaki ağrıların tamamen kaybolmuş olmasıdır. İkincisi ise penisteki eğrilik açısının son üç ila altı ay boyunca hiçbir değişiklik göstermeyip sabit kalmasıdır. Hastalık artık durulmuş, geriye sadece kalıcı bir anatomik bozukluk kalmıştır. Kesin ve kalıcı düzeltme sağlayan cerrahi tedaviler işte tam da bu güvenli dönemde rahatlıkla uygulanır.
Penis Eğriliği İçin Kimler Daha Yüksek Risk Altındadır?
Peyronie hastalığı her erkekte ortaya çıkabilecek bir durum olsa da bazı sistemik sağlık sorunları ve yaşam tarzı alışkanlıkları bu anormal yara iyileşme sürecini çok daha kolay tetikleyebilir. Özellikle vücuttaki damar yapısını ve bağ dokusunu etkileyen durumlar bu hastalık için riski ciddi oranda artırır.
Başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Diyabet
- Hipertansiyon
- Hiperlipidemi
- Sigara kullanımı
- Dupuytren kontraktürü
- Prostat cerrahisi geçmişi
Bu risk faktörlerinin ortak özelliği, dokuların sağlıklı kanlanmasını ve oksijenlenmesini derinden bozmalarıdır. Örneğin diyabet yani şeker hastalığı olan bireylerde, damar yapısı zaten yıpranmış olduğu için Peyronie hastalığı hem daha sık görülür hem de çok daha hızlı ilerleyerek şiddetli şekil bozukluklarına yol açar. Benzer şekilde yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve sigara kullanımı da kılcal damar sağlığını olumsuz etkileyerek sağlıklı iyileşme sürecini sekteye uğratır. Avuç içindeki zarların kalınlaşarak parmakların içe doğru büküldüğü genetik bir bağ dokusu hastalığı olan Dupuytren kontraktürüne sahip kişilerde ise Peyronie gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Ayrıca prostat kanseri ameliyatları sonrasında yaşanan ereksiyon kayıpları ve penisteki doku zayıflamaları da hastalığa dolaylı yoldan zemin hazırlayan önemli etkenlerdendir.
Penis Eğriliği Teşhisi ve Tanı Süreci Nasıl İşler?
Eğrilik şikayetiyle başvuran bir hastanın tanı süreci, yüzeysel bir bakıştan ziyade oldukça titiz ve kapsamlı bir şekilde yürütülür. İlk adım, hastanın yaşadığı durumu detaylıca dinlemek ve kapsamlı bir tıbbi öykü almaktır. Eğriliğin ne zaman fark edildiği, ağrı olup olmadığı, zaman içinde bir ilerleme veya şekilde ani bir değişiklik yaşanıp yaşanmadığı büyük bir dikkatle sorgulanır. Ayrıca hastanın genel cinsel fonksiyonlarını ve sertleşme kalitesini objektif bir şekilde değerlendirebilmek için uluslararası standartlara sahip özel anket formlarından faydalanılır.
Ardından fizik muayene aşamasına geçilir. İnik haldeki penis elle dikkatlice muayene edilerek cilt altında yerleşmiş olan sert kireçlenme odakları, yani fibrotik plaklar tespit edilmeye çalışılır. Ancak inik haldeki bir penisi sadece elle muayene etmek, eğriliğin gerçek açısını ve yarattığı fiziksel sorunun büyüklüğünü asla göstermez. Bu nedenle tanı sürecinin en can alıcı noktalarından biri görsel kanıtlardır. Hastadan, tam ereksiyon halindeyken penisin önden, yandan ve üstten çekilmiş net fotoğraflarını getirmesi rica edilir. Bu fotoğraflar, eğriliğin yönünü ve tahmini derecesini anlamak için ilk aşamada son derece kıymetlidir.
Penis Eğriliği Tanısında Renkli Doppler Ultrasonografi Neden Önemlidir?
Fotoğraflar ve klinik fizik muayene çok önemli ipuçları sağlasa da penis eğriliğinde ve özellikle Peyronie hastalığında en kesin, en detaylı bilgiyi veren altın standart tanı yöntemi Penil Renkli Doppler Ultrasonografi işlemidir. Bu test hastanelerde sıkça yapılan sıradan bir ultrason çekiminden çok farklıdır. Penisin hem iç anatomisini mikroskobik düzeyde inceler hem de kan damarlarının anlık çalışma performansını çok hassas bir şekilde ölçer.
İşlem sırasında penise ince bir iğne yardımıyla damar genişletici özel bir ilaç dikkatlice enjekte edilir. Bu ilaç sayesinde peniste tam ve doğal bir ereksiyona eşdeğer yapay bir sertleşme sağlanır. Penis sertleştiğinde ultrason cihazıyla çok kapsamlı değerlendirmeler yapılır.
Öncelikle penisteki sert yara dokusunun nerede konumlandığı, milimetrik olarak boyutu ve içinin ne kadar kireçlendiği saptanır. Plaktaki yoğun kireçlenme, ileride yapılacak ameliyatın tekniğini belirlemede en belirleyici unsurdur. Ardından tam ereksiyon anında, eğriliğin açısı tıbbi bir açıölçer yardımıyla hatasız bir şekilde hesaplanır. Son olarak penise kan getiren atardamarların gücü ve kanı içeride tutan toplardamarların direnci ölçülür. Bu sayede hastada eğrilik dışında gizli kalmış bir atardamar yetmezliği veya halk arasında venöz kaçak olarak bilinen sorun olup olmadığı kesin olarak aydınlatılır.
Ameliyatsız Yöntemler Penis Eğriliği Tedavisinde İşe Yarar Mı?
Bu durumla karşılaşan hemen herkesin ilk sorduğu soru, ameliyata gerek kalmadan bir çözüm bulunup bulunamayacağıdır. Ameliyatsız, yani daha koruyucu tıbbi tedaviler elbette vardır ancak bu tedaviler genellikle hastalığın henüz aktif ve çok ağrılı olduğu ilk evresinde uygulanır. Buradaki temel beklenti penisi sihirli bir şekilde tamamen eski düz haline getirmek kesinlikle değildir; asıl amaç hastalığın ilerlemesini durdurmak, plak büyümesini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini düşüren o ağrıyı kontrol altına almaktır. Penisi eski haline getirecek mucizevi bir ilaç henüz bilim dünyasında icat edilmemiştir.
Ağızdan alınan ilaç tedavileri oldukça sınırlı bir etkiye sahiptir. Geçmiş yıllarda belirli vitamin takviyeleri veya antioksidanlar çok sık reçete edilmiş olsa da günümüzde bunların bilimsel olarak kalıcı bir fayda sağlamadığı anlaşılmıştır. Bunun yerine, dokuların oksijenlenmesini artırmak ve sağlıklı kan akışını güçlü tutmak amacıyla çok düşük dozlu ereksiyon destekleyici ilaçların günlük ve düzenli kullanımı çok daha fazla tercih edilmektedir. Bu ilaçlar hem doku beslenmesini iyileştirerek plak gelişimini yavaşlatmaya yardımcı olur hem de hastanın mevcut sertleşme kalitesine çok büyük destek sağlar. Gerekli durumlarda, hücresel düzeyde iltihaplanmayı baskılayıcı bazı özel reçeteli ilaçlar da doktor kontrolünde tedaviye eklenebilir.
İğne ve Şok Dalga Tedavileri Penis Eğriliği İçin Etkili Midir?
Ağızdan alınan ilaçların veya hapların yetersiz kaldığı durumlarda, doğrudan sorunlu bölgeye odaklanan lokal tedaviler devreye girer. Bu yöntemler hastalığı yavaşlatmak ve şekil bozukluğunu hafifletmek için ameliyat öncesinde hastalara sunulan çok önemli bir basamaktır.
Uygulanan başlıca lokal tedavi yöntemleri şunlardır:
- Kollajenaz enjeksiyonu
- Verapamil enjeksiyonu
- İnterferon enjeksiyonu
- Şok dalga tedavisi
- Traksiyon cihazları
Bu yöntemler arasında en çok öne çıkan, doğrudan sertleşmiş plağın içine yapılan planlı enjeksiyonlardır. Özellikle kollajenaz adı verilen enzim enjeksiyonu, plağı oluşturan o taş gibi sert dokuyu hücresel düzeyde parçalayarak etki eder. Uygun açılardaki eğriliklerde ve doktorun önerdiği germe egzersizleriyle birlikte sabırla kullanıldığında eğrilik derecesinde fark edilir ve tatmin edici bir azalma sağlayabilir. Verapamil ve İnterferon gibi diğer ajanlar da yine plak boyutunu küçültmek ve yangıyı durdurmak amacıyla kullanılan farklı iğne seçenekleridir.
Şok dalga tedavisi ise dışarıdan cilde uygulanan düşük yoğunluklu ses dalgaları yardımıyla dokuda yeni kılcal damar oluşumunu tetikler. Eğriliği tamamen düzeltme gücü oldukça zayıf olsa da hastalığın aktif evresinde yaşanan o kıvrandırıcı ağrıları dindirmede inanılmaz derecede başarılı bir yöntemdir. Traksiyon yani germe cihazları ise penise günde birkaç saat boyunca mekanik bir çekme kuvveti uygulayarak o sertleşmiş dokuyu esnetmeyi amaçlar. Bu cihazların düzenli kullanımı hem eğriliğin ilerlemesini yavaşlatır hem de bu hastalıkta çok can sıkan penis kısalması sorununun önüne geçilmesinde muazzam bir fayda sağlar.
Penis Eğriliği İçin Cerrahi Tedavi (Ameliyat) Ne Zaman Gereklidir?
Gerek doğuştan gelen anatomik eğriliklerde gerekse sonradan ortaya çıkan Peyronie hastalığında, penisi kalıcı ve kesin olarak eski düz formuna kavuşturmanın dünyada kabul gören tek etkili yolu cerrahi müdahaledir. Ancak ameliyat kararını almak için masaya oturmadan önce hastanın durumunun belirli koşulları kesinlikle karşılaması beklenir. Her hafif eğrilik hemen ameliyat edilmez.
Ameliyat kararını aldıran temel kriterler şunlardır:
- Şiddetli şekil bozukluğu
- Cinsel ilişkiye girilememesi
- Eğriliğin psikolojiyi bozması
- Hastalığın stabil faza geçmesi
Eğer penisteki eğrilik derecesi cinsel ilişkiye girmeyi fiziksel olarak zorlaştırıyor, partnerde ağrı yaratıyor veya eylemi tamamen imkansız hale getiriyorsa ameliyat artık kaçınılmazdır. Eğrilik nedeniyle kişinin özgüveni kırılmışsa, cinsel hayattan uzaklaşmışsa ve yaşam kalitesi ciddi bir çöküş yaşıyorsa yine cerrahi planlanmalıdır. En kritik şart ise Peyronie hastaları için geçerlidir. Hastalığın aktif dönemi bitmeden, yani ateşli dönem geçmeden ameliyat yapılmaz. İltihaplanmanın tamamen son bulduğu, ağrıların bittiği ve eğrilik açısının en az yarım yıl boyunca hiç değişmeden sabit kaldığı kronik döneme geçilmesi, yapılacak ameliyatın başarısı için en temel altın kuraldır.
Penis Eğriliği Ameliyatlarında Hangi Yöntemler Kullanılır?
Ameliyat kararı netleştiğinde, tüm hastalar için geçerli tek tip bir standart işlem veya mucizevi tek bir ameliyat şekli yoktur. Kullanılacak yöntem hastanın penis uzunluğuna, eğriliğin tam derecesine ve genel ereksiyon kalitesine göre cerrah tarafından kişiye çok özel olarak seçilir. Temelde iki farklı cerrahi felsefe ve yaklaşım üzerinden ilerlenir.
Birinci yaklaşım tunika kısaltma yani tıp dilindeki adıyla plikasyon teknikleridir. Bu yöntem penisin eğriliğe neden olan o sert tarafının tam karşısındaki sağlıklı ve daha uzun olan kılıfını kısaltarak iki tarafı milimetrik olarak birbirine eşitleme prensibine dayanır. Basit bir terzi mantığıyla hareket edilir; uzun olan taraf kalıcı dikişlerle büzülür veya ufak doku parçaları çıkarılarak kısa tarafla aynı boya ve gerginliğe getirilir. Bu teknikler son derece güvenilirdir ve başarı oranları yüzde yüze yakındır. Penis boyu yeterince uzun olan ve eğrilik açısı çok yüksek seviyelerde olmayan hastalar için en mükemmel ve risksiz seçenektir. Tek handikapı, yöntemin doğası gereği peniste çok hafif bir miktar uzunluk kaybına yol açabilmesidir.
İkinci yaklaşım ise yama yapma yani greftleme yöntemleridir. Eğer hastanın penisinde belirgin bir kısalık durumu varsa, eğrilik açısı çok ciddi boyutlardaysa veya peniste ortadan boğulmuş kum saati şeklinde yapılar oluşmuşsa kısaltma işlemleri asla tercih edilmez. Bu senaryoda kısa olan ve eğriliğe yol açan o taşlaşmış plak kesilir veya tamamen dokudan uzaklaştırılır. Ortaya çıkan bu geniş açıklığa ağız içinden alınan mukozalar, bacaktan alınan damarlar veya laboratuvar ortamında hazırlanmış özel biyolojik yamalar sıkıca dikilir. Böylece kısa olan taraf dışarıdan bir destekle uzatılarak diğer tarafa eşitlenir ve hastanın penis boyu tamamen korunmuş olur. Ancak bu yöntem sinir ve damar yollarına daha fazla müdahale içerdiği için ameliyat sonrası dönemde sertleşme sorunu yaşanma ihtimali plikasyon tekniklerine kıyasla bir miktar daha yüksektir.
Penis Eğriliği ve Sertleşme Sorununda Penil Protez (Mutluluk Çubuğu) Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Peyronie hastalığı yıllar içinde ilerledikçe sadece ciddi şekil bozukluğuna yol açmakla kalmaz. Aynı zamanda penis içindeki damar yapılarını, kan hapseden kapakçıkları ve süngerimsi dokuları da yavaş yavaş tahrip ederek çok ciddi bir sertleşme sorununa, yani erektil disfonksiyona neden olabilir. Eğer hastada eğriliğin yanı sıra haplara veya iğnelere yanıt vermeyen köklü bir sertleşme kaybı da zaten mevcutsa, sadece şekli düzeltmek için yapılacak bir ameliyat hastanın sorununu çözmeyecektir.
İşte tam bu noktada hem eğriliği hem de sertleşme problemini tek seferde çözen en kesin ve kalıcı çözüm Penil Protez uygulamasıdır. Toplum arasında mutluluk çubuğu olarak da oldukça iyi bilinen bu işlemde, artık tamamen işlevini yitirmiş olan süngerimsi dokuların içerisine tıbbi silikon ve titanyum gibi vücutla tam uyumlu materyallerden üretilmiş özel silindirler yerleştirilir. Bu protez sayesinde hastanın ereksiyon sorunu ömür boyu garantili ve kalıcı olarak çözülmüş olur. İşin güzel tarafı, protez yerleştirildikten sonra içeriden sağlanan o çok güçlü fiziksel destek sayesinde penisteki eğrilik de çok büyük oranda kendiliğinden düzelir. Eğer protez takılmasına rağmen hala uç kısımlarda hafif bir eğrilik kalmışsa, ameliyat esnasında kılıfa atılan özel destek dikişleriyle veya ufak dokunuşlarla penis tamamen dümdüz ve mükemmel şekilde fonksiyonel bir hale getirilir.
Penis Eğriliği Ameliyatı Sonrası İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Uygulanan her cerrahinin başarısı sadece ameliyat masasında atılan dikişlerin kalitesiyle sınırlı değildir. Operasyon sonrasında hastanın kendi vücuduna evde nasıl baktığı ve doktorunun verdiği kurallara ne kadar harfiyen uyduğu, en az ameliyatın kendisi kadar önemlidir. Mükemmel bir sonuca ulaşmak için çok dikkatli ve sabırlı bir iyileşme süreci gerekir.
Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken temel unsurlar şunlardır:
- Altı hafta boyunca cinsel perhiz
- Düşük doz ilaç kullanımı
- Düzenli penil masaj
- Traksiyon uygulaması
Ameliyatla özenle onarılan dokuların kaynaması ve atılan hassas dikişlerin sağlam bir şekilde tutması için operasyondan sonraki ilk bir buçuk ay boyunca her türlü cinsel ilişkiden ve zorlayıcı mastürbasyondan kesinlikle uzak durulmalıdır. Bu süreçte dokuların kanlanmasını sürekli yüksek tutmak ve iyileşmeyi olabilecek en üst seviyeye çıkarmak için doktor kontrolünde düşük dozlu kan akımı artırıcı ilaçlar kullanılır. İkinci haftadan itibaren, iyileşen dokuların kötü bir şekilde büzüşmesini önlemek ve olası uzunluk kayıplarını en aza indirmek amacıyla düzenli germe masajları yapılması istenir. Hatta hekimin doku yapısına uygun gördüğü hastalarda traksiyon cihazları kullanılarak penisin uzun, gergin ve tam düz bir eksende iyileşmesi fiziksel olarak desteklenerek ameliyat başarısı taçlandırılır.
