Hipospadias, yaygın bilinen adıyla peygamber sünneti, erkek bebeklerde idrar deliğinin penisin olması gereken tepe noktasında değil alt yüzeyinde herhangi bir bölgeye açılması durumudur. Bebek dünyaya geldiğinde sünnet derisinin ön alt kısmının tam gelişmediği, yalnızca üst tarafta bir şapka gibi toplandığı görülür. Halk arasında “doğuştan sünnetli” veya “yarım sünnetli” tanımlamaları da tamamen bu tipik fiziki görünümden kaynaklanmaktadır. Tıbbi açıdan bir hastalık olmaktan ziyade yapısal bir farklılık olan bu anatomik tablo idrar yolunun gelişimini eksik tamamlamasıyla ortaya çıkar ve ebeveynler tarafından genellikle doğumdan hemen sonraki ilk muayenelerde kolayca fark edilir.
Üroloji Uzmanı
1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.
Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.
Hipospadias (Peygamber Sünneti) Nedir ve Vücutta Hangi Yapıları Etkiler?
Anne karnındaki mucizevi gelişim sürecinde, erkek bebeklerin idrar kanalı penisin alt yüzeyi boyunca, tıpkı bir fermuarın aşağıdan yukarıya doğru çekilerek kapanması gibi birleşerek uca doğru ilerler. Bu kapanma işlemi gebeliğin belirli haftalarında gerçekleşir ve idrar deliği en uca ulaştığında süreç tamamlanır. Ancak bu fermuarın kapanma işleminin herhangi bir aşamada duraklaması veya yarıda kesilmesi sonucunda hipospadias adı verilen durum meydana gelir. Fermuar nerede durduysa, idrar deliği o noktada kalır.
Bu durum sadece idrarın çıkış noktasını değiştirmekle kalmaz. İdrar kanalının etrafını saran ve “korpus spongiosum” adı verilen süngerimsi doku da bu kapanma eksikliğinden etkilenir. Normal şartlarda idrar kanalını bir yastık gibi saran ve koruyan bu doku, hipospadiaslı bebeklerde idrar deliğinin gerisinde ikiye ayrılmış şekilde sonlanır. Ayrıca bu anatomik eksikliğe sıklıkla penisin aşağı doğru kıvrılmasına neden olan sert fibröz bantlar da eşlik eder. Dolayısıyla hipospadias, sadece bir deliğin yerini değiştirme işlemi değil eksik kalmış dokuların yeniden yapılandırılması, varsa penis eğriliğinin düzeltilmesi ve ileriki yaşlarda sorunsuz bir işeme ile sağlıklı bir cinsel fonksiyon sağlayacak altyapının kurulması sürecidir.
Bebeklerde Hipospadias Neden Olur ve Hangi Faktörler Bu Gelişimi Bozar?
Hipospadiasın ortaya çıkış nedeni tıp dünyasında tek bir sebebe bağlanamaz; bu durum tamamen çok faktörlü bir sürecin sonucudur. Anne karnındaki 8. ve 14. haftalar arası, dış genital organların şekillendiği, bahsettiğimiz o fermuarın kapandığı en kritik ve hassas dönemdir. Bu süreçte yaşanan en ufak bir aksaklık, gelişimin yönünü değiştirebilir.
Erkek üreme organlarının gelişimi büyük ölçüde testosteron ve dihidrotestosteron gibi erkeklik hormonlarının kontrolü altında gerçekleşir. Anne karnında bu hormonların yetersiz üretilmesi veya penis dokusunun bu hormonların verdiği emirlere yeterince yanıt verememesi, idrar kanalının kapanma sürecini yarıda bırakır. Bazen de genetik miras, bu duruma zemin hazırlar. Ailede, babada veya amcalarda hipospadias öyküsü bulunması, genetik yatkınlığın çok güçlü bir kanıtı olarak karşımıza çıkar.
Bu süreçte idrar kanalının kapanmasını engelleyebilecek başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Genetik yatkınlık
- Hormonal dengesizlikler
- Çevresel toksinler
- İleri anne yaşı
- Tüp bebek tedavileri
Yukarıda sayılan faktörlerin her biri, hücresel düzeyde gelişimi yavaşlatabilir. Örneğin annenin hamileliğin ilk üç ayında maruz kaldığı bazı çevresel kimyasallar, tarım ilaçları veya bilinçsiz kullanılan bazı hormon içerikli ilaçlar, erkek fetüsün normal gelişim basamaklarını sekteye uğratabilmektedir. Günümüzde çevresel faktörlerin artmasıyla birlikte bu durumun görülme sıklığında da dünya genelinde belirgin bir artış yaşanmaktadır.
Hipospadias Dereceleri Nelerdir ve Anatomik Olarak Nasıl Sınıflandırılır?
İdrar deliğinin penisin neresine açıldığı, durumun ciddiyetini, hastalığın derecesini ve uygulanacak cerrahi tedavinin türünü belirleyen en kritik ve yol gösterici unsurdur. İdrar deliği olması gereken uç noktaya ne kadar uzaksa, anatomik bozukluk o kadar karmaşıktır ve cerrahi onarım da bir o kadar incelik, sabır ve tecrübe gerektirir. Sınıflandırma yapılırken penisin bölümleri temel alınır.
En sık karşılaşılan form, idrar deliğinin penisin baş kısmına (glans) veya baş kısmının hemen altındaki boğuma açıldığı hafif dereceli durumlardır. Bu grupta genellikle penis eğriliği görülmez veya çok hafiftir. Cerrahi başarı oranları ve estetik sonuçlar son derece yüz güldürücüdür. İkinci grup ise idrar deliğinin penisin gövdesinin orta kısımlarına açıldığı orta dereceli vakalardır. Bu aşamada doku eksikliği daha belirgindir ve penisin aşağı doğru eğrilik yapma ihtimali artar.
Üçüncü ve en ağır grup ise idrar deliğinin penis köküne, torbaların birleşim yerine veya anüs ile torbalar arasındaki bölgeye kadar geride kaldığı durumlardır. Bu ağır formlarda, penis genellikle torbaların arasına gömülü haldedir, ciddi bir eğrilik vardır ve torbalar tam ortadan ikiye ayrık bir görünüm sergileyebilir. Bu vakalar, rekonstrüktif cerrahinin en zorlu alanlarından birini oluşturur. Bir de çok özel bir durum vardır; bazen idrar deliği normalden biraz daha geniş ve hafif aşağıda olmasına rağmen, bebeğin sünnet derisi kapanmış olabilir. “Gizli hipospadias” olarak da bilinen bu durum genellikle aile tarafından fark edilmez ve ancak bebeğe normal bir sünnet işlemi yapılırken sünnet derisi geriye çekildiğinde tesadüfen ortaya çıkar.
Hipospadias Ameliyatı İçin En Doğru Zamanlama Nedir ve Aileler Neden Erken Karar Vermelidir?
Tedavi sürecinin şüphesiz en önemli adımlarından biri, ameliyat için doğru zamanda harekete geçmektir. Modern çocuk ürolojisinde ideal cerrahi zamanlama, sadece fiziksel iyileşme değil aynı zamanda çocuğun psikolojik gelişimi, ileriki yaşlardaki tuvalet eğitimi ve cerrahi stresi tolere edebilme kapasitesi üzerinden büyük bir titizlikle şekillendirilmiştir. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, ameliyat için en ideal ve güvenli pencere altıncı ay ile on ikinci ay arasıdır.
Bebekler ilk altı ayda anestezi açısından daha hassas olsalar da altıncı aydan itibaren vücut sistemleri oldukça olgunlaşır ve anestezi riskleri büyük çocuklarla aynı seviyelere iner. Bir yaşından sonra, özellikle de on sekizinci aydan itibaren çocuklar kendi bedenlerini tanımaya, genital organlarını keşfetmeye başlarlar. Bu keşif döneminde genital bölgeye yapılacak cerrahi bir müdahale, çocukta anlamlandıramadığı bir korkuya, beden bütünlüğünün bozulduğu hissine ve dolayısıyla kalıcı psikolojik travmalara yol açabilir.
Erken dönemde gerçekleştirilen cerrahi müdahalelerin sağladığı temel avantajlar şunlardır:
- Hızlı doku iyileşmesi
- Minimum yara izi
- Psikolojik travmanın önlenmesi
- Tuvalet eğitiminin aksamaması
- Evde bakımın kolaylığı
Bebek bir yaşına gelmeden ameliyat edildiğinde, olayı hiçbir şekilde hatırlamaz. Ameliyat sonrası birkaç günlük huzursuzluk dönemi hızla atlatılır ve çocuk, sanki doğuştan itibaren tamamen normal bir anatomiye sahipmiş gibi hayatına travmasız bir şekilde devam eder. Ayrıca altı bezli olan ve henüz yürümeye, koşmaya tam anlamıyla başlamamış bir bebeğin evdeki bakımı ve hareketlerinin kısıtlanması, hareketli bir çocuğa göre çok daha kolaydır.
Ağır Hipospadias Vakalarında Ameliyat Öncesi Hangi Hazırlıklar ve Hormon Tedavileri Uygulanır?
Her çocuk ameliyathaneye doğrudan alınmaz; bazı durumlarda cerrahi öncesi çok iyi bir zemin hazırlığı yapmak gerekir. Özellikle idrar deliğinin çok aşağıda olduğu şiddetli vakalarda veya penisin baş kısmının (glans) cerrahi işlemler için yetersiz büyüklükte olduğu durumlarda, ameliyatın başarısını artırmak için hormon tedavilerine başvurulur. Bu tedavilerin amacı, penisi kalıcı olarak büyütmek değil ameliyat sırasında kullanılacak dokuların miktarını, esnekliğini ve kanlanmasını geçici olarak artırmaktır.
Hormon tedavileri, genellikle ameliyattan birkaç ay önce başlar. Testosteron içerikli iğneler belirli aralıklarla uygulanabileceği gibi, doğrudan penis cildine sürülen özel hormon jelleri de tercih edilebilir. Deriden emilen bu jeller, doğrudan bölgedeki dokuları uyararak penisin hacmini artırır ve cerrahın üzerinde çalışacağı doku miktarını zenginleştirir. Daha bol ve daha iyi kanlanan bir dokuyla çalışmak, ameliyat sonrasında dikişlerin tutma ihtimalini artırır ve istenmeyen deliklerin (fistül) oluşma riskini ciddi oranda düşürür.
Bu hazırlık sürecinde uygulanan hormon tedavileri kalıcı yan etkilere yol açmaz. İlaçların kullanımı, dokulardaki kanama eğilimini azaltmak ve cerrahi sahayı rahatlatmak amacıyla ameliyattan yaklaşık bir ay önce tamamen sonlandırılır. Bu sayede hem doku kalitesi istenilen seviyeye gelmiş olur hem de ameliyat sırasında dokuların aşırı kanaması engellenir.
Hipospadias Cerrahisinde Kullanılan Güncel Ameliyat Yöntemleri Nelerdir?
Hipospadias onarımı, tıbbın bilimiyle cerrahinin sanatının tam anlamıyla birleştiği, standart bir reçetesi olmayan ve her çocuğun anatomisine özel olarak terzi işi planlanması gereken çok dinamik bir alandır. Uygulanacak tekniğin seçimi; idrar deliğinin yeri, doku esnekliği, penis eğriliğinin varlığı ve sünnet derisinin yapısı gibi birçok değişkene bağlıdır. Ameliyatlar genel anestezi altında, dokulara en az zararı verecek şekilde büyütücü özel gözlükler (lup) kullanılarak ve insan saçından bile ince, vücutta kendiliğinden eriyen dikiş iplikleriyle mikroskobik bir hassasiyetle gerçekleştirilir.
En sık uygulanan ve günümüzde “altın standart” olarak kabul edilen yöntemlerin başında, idrar yolu plağının kullanıldığı teknikler gelir. Bu yöntemde var olan yarım idrar kanalı, ince bir kesiyle derinleştirilir ve doku kendi üzerine katlanarak yepyeni, tamamen doğal görünümlü bir tüp haline getirilir. Üzeri ise sağlam dokularla örtülerek desteklenir. Bu teknik, estetik açıdan son derece başarılı, çizgi şeklinde ve normal görünümlü bir idrar deliği oluşturulmasına olanak tanır.
Çok hafif vakalarda ise hiç tüp oluşturmaya gerek kalmadan, mevcut idrar deliği çevresindeki dokulardan serbestleştirilerek yavaşça olması gereken tepe noktasına kaydırılır. Ancak doku eksikliğinin çok fazla olduğu, idrar deliğinin torbalara kadar gerilediği ağır formlarda süreç çok daha farklı işler. Bu durumlarda penis gövdesinde tüp yapacak yeterli doku bulunmadığından, yeni idrar kanalı sünnet derisinin iç kısmından alınan damarlı doku parçalarıyla oluşturulur. Hatta bazı çok ağır eğriliklerin ve doku eksikliklerinin bir arada olduğu durumlarda, onarım işlemi tek bir ameliyata sığdırılamaz. Bu tür hastalarda önce penis tamamen düzleştirilir ve doku yaması yapılır. En az altı ay beklenerek dokuların iyileşmesi ve olgunlaşması sağlandıktan sonra, ikinci bir ameliyatla yeni idrar kanalı yapılarak süreç tamamlanır.
Hipospadias ile Birlikte Görülen Penis Eğriliği (Kordi) Nedir ve Ameliyatta Nasıl Düzeltilir?
Hipospadias cerrahisinde sadece idrar kanalını uzatmak yeterli değildir; sağlıklı bir işeme fonksiyonu ve ileride sorunsuz bir cinsel hayat için penisin tamamen düz olması tartışılmaz bir ön koşuldur. Penisin alt yüzeyindeki gelişmeyen dokular ve kısa kalmış kılıflar, penisi aşağıya doğru çekerek “kordi” adı verilen bir eğriliğe neden olur. Ameliyatın ilk ve en kritik basamağı bu eğriliğin derecesinin belirlenmesi ve kusursuz bir şekilde düzeltilmesidir.
Ameliyat başlar başlamaz, henüz hiçbir kesi yapılmadan önce, penis gövdesine özel bir solüsyon enjekte edilerek yapay bir ereksiyon oluşturulur. Bu test sayesinde cerrah, penisin normal duruşundaki ve ereksiyon halindeki eğriliğini milimetrik olarak gözlemleme fırsatı bulur. Düzeltme işlemi, eğriliğin şiddetine göre kademeli olarak yapılır.
Bazen sadece penisi aşağı çeken fibrotik bantların temizlenmesi ve derinin serbestleştirilmesi penisin tamamen düzleşmesi için yeterli olur. Ancak eğrilik devam ediyorsa, penisin uzun olan üst kısmına “plikasyon” adı verilen özel katlama dikişleri konularak anatomik bir denge sağlanır. Bu işlem eğimli bir kumaşın uzun tarafını teyelleyerek düzeltmeye benzer. Eğriliğin çok şiddetli olduğu, dokuların kemikleşmiş gibi kısa ve sert olduğu en ağır vakalarda ise, kısalığa neden olan tüm yapılar kesilerek çıkarılır ve oluşan doku boşlukları vücudun başka yerlerinden alınan yamalarla doldurulur. Penisin %100 düz olduğu doğrulanmadan, idrar kanalının yapım aşamasına kesinlikle geçilmez.
Hipospadias Ameliyatı Sonrası Karşılaşılabilecek İstenmeyen Durumlar (Komplikasyonlar) Nelerdir?
Her cerrahi işlemin doğasında olduğu gibi, hipospadias ameliyatlarında da yüksek deneyim ve ileri cerrahi tekniklere rağmen birtakım riskler ve istenmeyen durumlar mevcuttur. Dış genital bölge, kanlanma dinamikleri, idrarın sürekli o bölgeden geçmesi ve anatomik konumu itibarıyla iyileşme süreci açısından hassas bir bölgedir. İyileşme döneminde karşılaşılabilecek sorunlar, genellikle cerrahi sonrası ilk birkaç hafta veya ay içinde kendisini gösterir.
Ameliyat sonrasında dikkatle takip edilmesi gereken istenmeyen durumlar şunlardır:
- Ürokütanöz fistül
- Meatal darlık
- Yara yeri açılması
- Lokal enfeksiyon
- Eğriliğin nüksetmesi
Bu sorunlar arasında en sık karşılaşılanı fistül oluşumudur. Fistül, yeni oluşturulan idrar kanalı ile cilt dokusu arasında iyileşme eksikliğine bağlı olarak ince bir sızıntı deliğinin açılmasıdır. Bu durumda çocuk idrarını yaparken hem uçtaki normal delikten hem de alt taraftaki bu küçük delikten idrar gelir. Bir diğer sorun olan darlık ise, yeni oluşturulan idrar deliğinin zamanla yara iyileşmesi reaksiyonu nedeniyle büzüşmesi ve daralmasıdır. Darlık geliştiğinde çocuğun idrar akımı zayıflar, idrar ip gibi ince çıkmaya başlar. Her iki durum da genellikle paniğe kapılacak bir süreç değildir; dokular tamamen iyileşip yumuşadıktan aylar sonra planlanan ve süresi çok daha kısa olan küçük ikincil düzeltme ameliyatlarıyla bu sorunlar kalıcı olarak çözülebilir.
Hipospadias Ameliyatı Sonrası Evde Bakım Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ameliyatın başarısı sadece cerrahın ameliyathanedeki titizliğine değil aynı zamanda sonrasında evde sağlanan özenli bakım sürecine de sıkı sıkıya bağlıdır. Operasyon bitiminde, yeni oluşturulan ince idrar kanalının içerisine, duvarların birbirine yapışmasını engellemek ve idrarın dışarıya güvenle akmasını sağlamak amacıyla silikon bir sonda (stent) yerleştirilir. Bu sonda, hastalığın derecesine göre yaklaşık bir hafta kadar içeride kalır.
Bebek bezi kullanan çocuklarda bu dönemde kaka ile ameliyat yarasının temasını kesinlikle önlemek için “çift bez yöntemi” uygulanır. Bu yöntem evde bakımın en kritik anahtarıdır. İçteki birinci bezin ortasına küçük bir delik açılarak penis ve sonda bu delikten dışarı, ikinci bir dış bezin içine alınır. Böylece bebeğin kakası iç bezde kalırken, sondadan sürekli damlayan idrar steril bir şekilde dış bezde toplanır. Bu zekice yöntem yara yerini fekal enfeksiyonlardan mükemmel bir şekilde korur.
İyileşme sürecinde çocuğun kesinlikle uzak tutulması gereken bazı aktiviteler şunlardır:
- Bisiklete binmek
- Ata binmek
- Havuza girmek
- Denize girmek
- Darbeye açık oyunlar
Ameliyat bölgesi tamamen iyileşene kadar banyo rutini süngerle silinme şeklinde yapılır. Sonda çekildikten ve sargılar açıldıktan sonra ise yara bakım kremleri ve ılık oturma banyoları ile dokuların yumuşaması ve kabukların dökülmesi desteklenir. Ailelerin reçete edilen antibiyotik şurupları ve ağrı kesicileri saatine uygun kullanması, bebeğin konforlu bir iyileşme dönemi geçirmesi açısından son derece elzemdir.
