Nörojen mesane, beyin, omurilik veya çevresel sinirlerde meydana gelen bir hasar sonucunda idrar kesesinin idrarı depolama ve boşaltma kontrolünü kaybetmesi durumudur. Sinir sisteminden gelen komutların mesane kaslarına doğru şekilde iletilememesi, vücudumuzun idrar tutma veya yapma reflekslerinin tamamen kontrolden çıkmasına yol açar. Bu sinirsel iletişim kopukluğu nedeniyle idrar kesesi ya istemsizce aniden kasılarak şiddetli idrar kaçırmaya sebep olur ya da tamamen tepkisiz kalarak idrarı içeride hapseder. Sağlıklı bir boşaltım döngüsü için şart olan sinir-kas koordinasyonunun bozulduğu bu hastalık, doğru yönetilmediğinde böbrek sağlığını doğrudan tehdit eden ciddi ürolojik problemlere zemin hazırlar.
Üroloji Uzmanı
1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.
Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.
Nörojen Mesane Hastalığı Nedir ve Nasıl Gelişir?
İnsan vücudundaki idrar kesesi, yapısal olarak esnek kaslardan oluşan ve idrarı biriktirmekle görevli olan bir balon gibidir. İdrar kesesinin alt kısmında ise idrarı tutmamızı sağlayan ve bir musluk görevi gören sfinkter kasları bulunur. Bu sistemin düzgün çalışabilmesi için kasların ne zaman gevşeyeceğini ve ne zaman kasılacağını bilmesi gerekir. Bu bilgi alışverişi, beyinden başlayıp omurilik boyunca uzanan ve oradan leğen kemiği içindeki organlara dağılan devasa bir sinir ağı sayesinde gerçekleşir. Eğer bu iletişim ağının herhangi bir noktasında kopukluk, zedelenme veya hastalık oluşursa, mesane beynin komutlarını alamaz hale gelir. Komutları alamayan mesane ya tamamen hareketsiz kalarak idrarı boşaltamaz ya da beynin kontrolü dışında kendi kendine aşırı kasılarak sürekli idrar kaçırmaya başlar. İşte bu geniş yelpazedeki işlev bozukluklarının tamamına tıbbi olarak nörojen mesane adı verilir.
Nörojen Mesane Gelişimine Yol Açan Temel Hastalıklar Nelerdir?
Nörojen mesane durumu genellikle tek başına ortaya çıkan bir sorun değil vücuttaki sinir sistemini etkileyen başka bir temel hastalığın veya fiziksel bir yaralanmanın doğrudan sonucudur. Nörojen mesane gelişimine zemin hazırlayan başlıca hastalıklar ve durumlar şunlardır:
- Multipl Skleroz (MS) hastalığı
- Omurilik yaralanmaları
- İnme ve felç durumları
- Parkinson hastalığı
- İleri derece kontrolsüz şeker hastalığı
- Beyin tümörleri
- Omurilik tümörleri
- İleri derece bel fıtıkları
- Pelvik bölgeyi ilgilendiren büyük cerrahi operasyonlar
- Çocuklarda görülen spina bifida hastalığı
Nörojen Mesane Tablosunda Sağlıklı İdrar Sistemi Nasıl Çalışmalıdır?
Sağlıklı bir idrar yapma döngüsü, vücudumuzdaki farklı sinir sistemlerinin muazzam bir uyum içinde çalışmasına bağlıdır. Bu süreç dışarıdan basit görünse de içeride büyük bir koordinasyon gerektirir. Depolama evresinde, mesane kası tamamen gevşemiş halde beklerken, idrar yolunu kapatan kaslar sımsıkı kasılı durumdadır. Bu sayede idrar güvenle içeride tutulur. İdrar kesesi dolduğunda, duvarındaki gerilme sensörleri beynimize “depo doluyor” mesajını gönderir. Beyin sapında bulunan ana kontrol merkezi, sosyal ortamın tuvalete gitmek için uygun olup olmadığını değerlendirir. Eğer ortam uygunsa, beyin aşağıya komut gönderir; mesane kası güçlü bir şekilde kasılmaya başlarken, aynı saniye içinde kapakçık görevi gören sfinkter kası gevşer ve idrar rahatça dışarı atılır. Nörojen mesane hastalarında ise bu kusursuz haberleşme ve zamanlama tamamen ortadan kalkar.
Nörojen Mesane Durumunda Sinir Hasarı Hangi Bölgelerde Olabilir?
Vücudumuzdaki sinir sistemi ana hatlarıyla beyin, omurilik ve çevresel sinirler olmak üzere üç temel bölgeye ayrılır. Mesaneyi kontrol eden sinir ağının bu üç bölgenin herhangi birinde hasar görmesi nörojen mesane oluşumu için yeterlidir. Hasarın nerede meydana geldiği, hastalığın seyrini, belirtilerin şiddetini ve uygulanacak tedavinin şeklini tamamen değiştirir. Beyin seviyesindeki bir hasar idrar tutma refleksini ortadan kaldırırken, omurilikteki bir kesi mesane içi basıncın tehlikeli boyutlara ulaşmasına neden olabilir. Daha alt seviyelerdeki çevresel sinir zedelenmeleri ise mesanenin kasılma yeteneğini tamamen yok edebilir.
Beyin Bölgesi Hasarları Nörojen Mesane İşleyişini Nasıl Etkiler?
Beyin bölgesi, idrar yapma ihtiyacı geldiğinde bunu sosyal olarak uygun bir zamana kadar ertelememizi sağlayan üst düzey kontrol merkezidir. İnme, Parkinson hastalığı, Alzheimer veya beyin tümörleri gibi nedenlerle bu bölge hasar gördüğünde, beynin idrar kesesi üzerindeki baskılayıcı ve tutucu gücü kaybolur. Bu tabloya sahip nörojen mesane vakalarında, idrar kesesi aşırı aktif bir hale bürünür. Kesede çok az miktarda idrar birikse bile, beyinden gelen “bekle” komutu eksik olduğu için mesane kendi kendine aniden kasılır. Kişi aniden ve çok şiddetli bir tuvalete gitme isteği duyar, çoğu zaman tuvalete yetişemeden idrarını kaçırır. Ancak bu durumda alt kapakçık kasları zamanında gevşeyebildiği için mesane içindeki basınç çok yükselmez ve böbrekler genellikle güvende kalır.
Omurilik Yaralanmaları Nörojen Mesane Sorunlarına Nasıl Yol Açar?
Beyin ile mesane arasındaki iletişimi sağlayan ana otoyol omuriliktir. Trafik kazaları, yüksekten düşmeler veya ciddi hastalıklar sonucunda omurilikte bir zedelenme veya kopma meydana geldiğinde, beynin gönderdiği komutlar aşağıya ulaşamaz. Bu durum nörojen mesane hastalıkları içindeki en tehlikeli tablolardan birini yaratır. Mesane kendi başına ve kontrolsüzce kasılmaya başlar, ancak daha da kötüsü, mesane kasılırken kapakçık görevi gören sfinkter kası da gevşemek yerine tam tersine güçlü bir şekilde kasılır. Yani sistem hem gaz pedalına hem de fren pedalına aynı anda basar. Bu uyumsuzluk sonucunda idrar dışarı çıkamaz, mesane içindeki basınç inanılmaz derecede yükselir ve yüksek basınçlı idrar geriye, böbreklere doğru kaçmaya başlar. Bu duruma acil müdahale edilmezse böbrek yetmezliği kaçınılmazdır.
Alt Sinir Sistemi Hasarları Nörojen Mesane Hastalığını Nasıl Tetikler?
Omuriliğin en alt kısmı olan sakral bölge ve buradan çıkıp pelvik organlara giden çevresel sinirler hasar gördüğünde durum bambaşka bir hal alır. Ağır bel fıtıkları, leğen kemiği kırıkları, zorlu pelvik ameliyatlar veya uzun yıllar süren diyabet hastalığı bu sinirleri yavaş yavaş tahrip eder. Bu tip nörojen mesane gelişiminde, idrar kesesinin kasılmasını sağlayan sinir akımı tamamen ortadan kalkar. Mesane kası zamanla tonusunu yitirir ve kasılma yeteneği olmayan, esnekliğini kaybetmiş gevşek bir torbaya dönüşür. İdrar kesesi idrarla dolup taşmasına rağmen kasılamaz. Kişi idrar yapma hissini çok az duyar veya hiç duymaz. İçerideki miktar kapasiteyi aştığında ise idrar, bardaktan taşan su misali damla damla dışarı sızmaya başlar. Bu duruma taşma tipi idrar kaçırma adı verilir.
Nörojen Mesane Şüphesi Uyandıran Temel Belirtiler Nelerdir?
Nörojen mesane, depolama ve boşaltma sistemlerinden hangisinin daha çok etkilendiğine bağlı olarak çok çeşitli şekillerde sinyal verebilir. Nörojen mesane varlığına işaret edebilecek başlıca belirtiler şunlardır:
- Aniden bastıran şiddetli tuvalet ihtiyacı
- Tuvalete yetişemeden aniden idrar kaçırma
- Damla damla şeklinde sürekli idrar sızdırması
- Geceleri uykudan sık sık tuvalete kalkma
- İdrar yapmaya başlamada uzun süre bekleme
- İdrar akımının çok zayıf veya ince olması
- İdrarı kesik kesik yapma durumu
- İdrar yaptıktan sonra mesanenin tam boşalmadığı hissi
- Karın alt bölgesinde gerginlik ve şişlik
- Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları
Nörojen Mesane Teşhisi İçin Hangi İlk Adımlar Atılır?
Kapsamlı bir teşhis süreci, hastanın şikayetlerinin derinlemesine dinlenmesiyle başlar. Nörolojik hastalık geçmişi, mevcut belirtilerin ne zaman ve nasıl başladığı, hastanın günlük hayatını ne kadar etkilediği detaylıca değerlendirilir. Bu aşamada en çok fayda sağlayan yöntemlerden biri işeme günlüğü tutulmasıdır. Hastadan genellikle üç gün boyunca içtiği sıvı miktarını, tuvalete gittiği saatleri, yaptığı idrarın yaklaşık hacmini ve gün içinde yaşadığı idrar kaçırma ataklarını bir deftere kaydetmesi istenir. Bu basit günlük, idrar kesesinin günlük kapasitesi, çalışma düzeni ve yaşanan sorunların şiddeti hakkında son derece kıymetli, nesnel veriler sunar.
Nörojen Mesane Değerlendirmesinde Hangi Fiziksel Muayeneler Yapılır?
Fiziksel muayene süreci, sinir sisteminin alt kısımlarının ne kadar sağlıklı çalıştığını anlamak için özel testler içerir. Özellikle bel, kuyruk sokumu ve genital bölge etrafındaki cilt duyusu titizlikle kontrol edilir. Bu bölgelerdeki reflekslerin yanıt verip vermediğine bakılır. Ayrıca pelvik taban kaslarının ve anal bölge kaslarının sıkılığı değerlendirilir; çünkü bu kasların kontrolünü sağlayan sinirler ile mesaneyi kontrol eden sinirler aynı kökten gelir. Kadın hastalarda idrar yoluna baskı yapabilecek rahim veya mesane sarkmaları, erkek hastalarda ise prostat büyümesi gibi idrar akışını mekanik olarak engelleyebilecek ilave sorunların olup olmadığı muayene edilerek dışlanır.
Nörojen Mesane Tanısında Hangi Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?
Teşhisin netleştirilmesi ve böbreklerin mevcut durumunun haritalanması için radyolojik görüntüleme yöntemleri şarttır. İlk tercih her zaman ultrasonografidir. Ultrasonografi cihazı ses dalgalarını kullanarak böbreklerin yapısını, idrar kanallarında genişleme olup olmadığını ve mesane duvarının kalınlığını gösterir. Yüksek basınçla çalışan bir nörojen mesane, zamanla kas geliştirerek duvarlarını kalınlaştırır ve bu durum ultrasonda rahatlıkla görülür. Eğer idrarın böbreklere doğru geri kaçtığından şüpheleniliyorsa, mesaneye ince bir sonda yardımıyla özel bir ilaçlı sıvı verilerek sondalı film çekilir. Sinir sisteminin yapısal bütünlüğünü incelemek ve omurilikte bir hasar olup olmadığını tespit etmek için ise manyetik rezonans görüntüleme taramalarına başvurulur.
Ürodinami Testi Nörojen Mesane Teşhisinde Neden Çok Önemlidir?
Ürodinami testi, nörojen mesane şüphesi olan her hastanın altın standart değerlendirme yöntemidir ve tedavi planının temelini oluşturur. Bu test, idrar kesesinin dolum ve boşaltım aşamalarındaki davranışlarını bilgisayar ortamında milimetrik olarak ölçen dinamik bir çalışmadır. İdrar yolundan mesaneye ve makat bölgesine çok ince, hassas algılayıcıları olan kateterler yerleştirilir. Mesane yavaş yavaş steril su ile doldurulurken içerideki basınç değişimleri, esneklik kapasitesi ve hastanın his durumu saniye saniye kaydedilir. Ürodinami, istemsiz kasılmaların hangi hacimde başladığını gösterir. En önemlisi de idrar kaçağının başladığı andaki mesane içi basıncı ölçer. Bu basıncın belirli bir seviyenin üzerinde olması, böbreklerin sessizce zarar gördüğü anlamına gelir ve acil müdahale gerektirir.
Nörojen Mesane Tedavisinde En Önemli Hedefler Nelerdir?
Tedavi sürecine başlarken hedeflerin çok net belirlenmesi hayati önem taşır. Birinci ve tartışmasız en öncelikli hedef, üst üriner sistemi, yani böbrekleri korumaktır. Yüksek mesane içi basınç, böbrek dokusunu yavaş yavaş yok eden en büyük düşmandır; bu nedenle tedavinin ana amacı bu basıncı her koşulda güvenli sınırlara çekmektir. İkinci hedef, enfeksiyonlara zemin hazırlayan idrar birikimini önlemektir. Üçüncü hedef ise hastanın sosyal hayattan kopmasına neden olan idrar kaçırma problemini çözmek, yani kontinansı sağlamaktır. Bu hedeflere ulaşmak için her zaman en güvenilir, yan etkisi en az olan yöntemlerden başlanarak yavaş yavaş daha ileri düzey tedavilere doğru ilerlenir.
Nörojen Mesane Hastalarında Sonda (TAK) Kullanımı Nasıl Olmalıdır?
Mesanenin idrarı kasılarak boşaltamadığı veya boşaltırken böbreklere zarar verecek kadar yüksek basınç yarattığı durumlarda uygulanan en güvenilir yöntem Temiz Aralıklı Kateterizasyon uygulamasıdır. Başlangıçta kulağa zor gelse de oldukça hayat kurtarıcı ve pratik bir yöntemdir. Hasta, günde ortalama 4 ila 6 kez, özel olarak üretilmiş incecik ve kaygan bir tüpü (sonda) idrar yolundan mesaneye ilerleterek içerideki idrarı tamamen boşaltır. İşlem bittikten sonra sonda çıkarılıp atılır. Bu sayede mesane hacminin çok fazla genişlemesi engellenir ve içeride bakteri üremesine neden olabilecek bayat idrar kalmaz. Doğru eğitim alan hastalar, bu işlemi evlerinde, iş yerlerinde veya seyahatte tamamen bağımsız ve ağrısız bir şekilde kendi başlarına uygulayabilirler.
Nörojen Mesane İle Yaşarken Hangi Yaşam Tarzı Değişiklikleri Yapılmalıdır?
Tıbbi tedavilerin başarısını artırmak için hastanın günlük alışkanlıklarını mesanesinin yeni durumuna uygun hale getirmesi şarttır. Nörojen mesane ile yaşam kalitesini artırmak için dikkat edilmesi gereken başlıca yaşam tarzı değişiklikleri şunlardır:
- Günlük sıvı alımını dengeli bir şekilde gün içine yayma
- Mesane kasını uyaran kafeinli içecekleri azaltma
- Asitli ve gazlı içecek tüketiminden kaçınma
- Alkol kullanımını sınırlandırma veya tamamen bırakma
- Bağırsak düzenini koruyarak kabızlıktan kaçınma
- Doktor tarafından önerilen pelvik taban kas egzersizlerini uygulama
- İdrar hissi gelmese bile saat kurarak düzenli aralıklarla tuvalete gitme
Nörojen Mesane Tedavisinde Kullanılan İlaçların Etkileri Nelerdir?
Yaşam tarzı düzenlemelerinin ve sonda kullanımının yetersiz kaldığı durumlarda, mesanenin fonksiyonlarını düzenlemek için çeşitli farmakolojik tedavilerden yararlanılır. Antikolinerjik adı verilen ilaç grubu, nörojen mesane yönetiminde en sık başvurulan seçenektir. Bu ilaçlar, mesane duvarındaki özel reseptörlere bağlanarak istemsiz kasılmaları sağlayan sinir sinyallerini engeller. Kasılmalar azaldığında mesanenin esnekliği ve idrar depolama kapasitesi artar, kaçırma şikayetleri ciddi oranda geriler. Ancak bu ilaçlar vücuttaki diğer benzer reseptörleri de etkileyebileceği için ağız kuruluğu veya bağırsak hareketlerinde yavaşlama gibi durumlara yol açabilir.
Bir diğer önemli ilaç grubu ise beta-3 adrenerjik reseptörlerini uyaran ilaçlardır. Bu ajanlar mesane kasının gevşemesine ve genişlemesine doğrudan yardımcı olurken, ağız kuruluğu gibi yan etkilere yol açmazlar. İdrar çıkışında zorluk yaşanan durumlarda ise idrar yolu etrafındaki kapakçık kaslarını gevşeterek çıkış direncini azaltan alfa-bloker ilaçlar tedavi planına dahil edilebilir.
Nörojen Mesane İçin Botoks Uygulaması Nasıl Yapılır ve İşe Yarar Mı?
İlaç tedavisine yanıt vermeyen, yan etkiler nedeniyle ilacı kullanamayan veya böbrekleri hala yüksek basınç tehdidi altında olan nörojen mesane hastaları için botulinum toksini, yani halk arasındaki adıyla botoks uygulaması mükemmel bir alternatiftir. Kozmetik alanında kasları gevşetmek için kullanılan bu maddenin etki mekanizması mesanede de aynı şekilde çalışır. Işıklı ve kameralı ince bir endoskopi cihazı ile idrar yolundan girilerek mesanenin içine ulaşılır. Mesane duvarının çeşitli bölgelerine, ortalama yirmi ile otuz farklı noktadan botoks ilacı enjekte edilir. Botoks, sinir uçlarından kaslara giden uyarıcı maddelerin salınımını bloke ederek mesane kasını geçici bir süre için kısmi olarak felç eder.
Bu işlemin sonuçları son derece tatmin edicidir. Aşırı aktif mesane sakinleşir, mesanenin içi adeta büyük bir depo gibi genişler ve en önemlisi böbrekleri tehdit eden yüksek basınç ortadan kalkar. İdrar kaçırma şikayetleri büyük oranda kesilir. İşlemin etkisi ortalama altı ile dokuz ay sürdüğü için, etkisi geçmeye başladığında enjeksiyonların tekrarlanması gerekir. İşlem sonrası mesane kası gevşeyeceği için idrarın doğal yollarla dışarı atılması zorlaşabilir; bu nedenle hastaların kendi kendine sonda (TAK) kullanmaya hazırlıklı olması çok önemlidir.
Mesane Pili Nörojen Mesane Tedavisinde Kimler İçin Uygundur?
Sakral nöromodülasyon olarak bilinen mesane pili uygulaması, beyin ile mesane arasındaki kopuk veya hatalı sinirsel iletişimi yeniden düzenlemeyi amaçlayan son derece ileri bir teknolojik tedavi yöntemidir. Özellikle MS, Parkinson hastaları veya sebebi tam açıklanamayan nörojen mesane tablolarında yüz güldürücü sonuçlar verir. Tıpkı kalp pili gibi çalışır ancak bu kez ritmi düzenlenen organ kalp değil idrar kesesidir.
Tedavi süreci iki adımdan oluşur. Önce hastanın kuyruk sokumu bölgesine, omurilikten çıkan sinirlerin hemen yanına çok ince bir test kablosu yerleştirilir. Dışarıdan bağlanan küçük bir cihazla bu sinirlere çok hafif, hissedilmeyecek düzeyde elektriksel uyarılar gönderilir. Hastanın şikayetleri birkaç hafta boyunca yakından izlenir. Eğer idrar kaçırma veya tuvalete çıkma sıklığında belirgin bir iyileşme gözlemlenirse, tedavinin kalıcı aşamasına geçilir. Cilt altına yerleştirilen kalıcı bir jeneratör bataryası sayesinde sinirler sürekli olarak uyarılır ve mesane fonksiyonları kontrol altına alınır. Omuriliği tamamen kesilmiş vakalarda sinir yolu hiç olmadığı için bu yöntem maalesef etkili olamaz.
İleri Derece Nörojen Mesane Vakalarında Hangi Ameliyatlar Yapılır?
Tüm ilaçların, sondaların, botoks tedavilerinin ve sinir uyarıcı pillerin denenmesine rağmen, mesane içi basıncın düşürülemediği ve böbreklerin hızla bozulmaya doğru gittiği nadir, zorlu vakalarda büyük rekonstrüktif cerrahiler devreye girer. Bu ameliyatların amacı hastanın böbreklerini kurtarmak ve ona sosyal olarak kabul edilebilir bir yaşam standardı sunmaktır.
Mesane hacminin çok küçüldüğü durumlarda, hastanın kendi bağırsaklarından alınan bir parça özel yöntemlerle kesilerek mesane kubbesine bir yama gibi dikilir. Bu işleme mesane büyütme ameliyatı denir. Bu sayede küçük ve sert olan mesane, geniş ve düşük basınçlı bir depoya dönüştürülür. Eğer mesanenin yapısı hiçbir şekilde korunamayacak kadar bozulmuşsa, idrar akışının yönü tamamen değiştirilir. Bağırsaklardan küçük bir kanal yapılarak idrar yolları buraya bağlanır ve idrarın karın duvarına takılan özel bir torbaya akması sağlanır. Bu tür büyük ameliyatlar nörojen mesane tedavisinde son çare olarak saklanır.
Nörojen Mesane Hastalarını Uzun Dönemde Hangi Riskler Bekler?
Nörojen mesane, statik ve durağan bir tablo değildir. Altta yatan nörolojik hastalık ilerledikçe veya zaman geçtikçe mesanenin dinamiği de sürekli değişim gösterir. Bu durum hastaları uzun vadede çok dikkat edilmesi gereken bazı ciddi risklerle karşı karşıya bırakır. Bu risklerin en korkulanı, sürekli yüksek basınca maruz kalan mesanenin içindeki idrarı geriye, böbreklere doğru kaçırmasıdır. Reflü adı verilen bu durum zamanla böbrek dokusunda kalıcı yara izleri bırakır ve sessiz böbrek yetmezliğine zemin hazırlar.
İdrar kesesinin hiçbir zaman boşaltılamaması, içeride bekleyen idrarın bakteri yuvasına dönmesine ve dirençli idrar yolu enfeksiyonlarına neden olur. Aynı zamanda idrarın bekleyerek tortu bırakması, mesane içinde çok hızlı büyüyen ve tüm keseyi kaplayabilen taşların oluşumunu tetikler. Özellikle boyun veya sırtın üst kısmından omurilik felci geçiren hastalarda, mesanenin aşırı gerilmesi bütün sinir sistemini alarm durumuna geçirerek hayati tehlike yaratan ani tansiyon krizlerine yol açabilir. Tüm bu risklerden korunmanın tek yolu hastalığın çok sıkı takip edilmesidir.
Çocuklarda Görülen Spina Bifida ve Nörojen Mesane Durumu Nasıl Yönetilir?
Nörojen mesane yalnızca yetişkinlerin sorunu değildir; doğumsal anomalilerle dünyaya gelen çocuklarda da sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Özellikle omuriliğin anne karnında tam kapanamaması sonucu oluşan spina bifida hastalığında, alt sinir sistemindeki gelişim bozukluğu doğrudan mesaneyi vurur. Bu bebeklerde nörojenik ürolojik yönetim doğumdan hemen sonra, ilk günlerde başlar.
Temel amaç henüz çok küçük ve gelişmekte olan böbrekleri yüksek basınçtan korumaktır. Erken dönemde yapılan ürodinami testleri ile riskli bebekler tespit edilir ve vakit kaybetmeden sonda ve ilaç tedavilerine başlanır. Ailelere bebeklerine nasıl güvenli bir şekilde sonda uygulayacakları öğretilir. Çocuk büyüdükçe, okul çağına geldiğinde idrar kaçırmaması ve sosyal hayattan izole olmaması için tedaviler yaşa uygun olarak yeniden düzenlenir.
Nörojen mesane hastalığı, hem hastanın hem ailesinin hem de hekimin ömür boyu birlikte omuz omuza yürüyeceği uzun bir takip ve dayanışma yolculuğudur. Modern tıbbın bugün bizlere sunduğu birbirinden değerli teşhis yöntemleri ve geniş tedavi seçenekleri sayesinde; doğru zamanda müdahale edilen, düzenli takipleri aksatılmayan her hasta, sağlıklı böbreklerini ömür boyu koruyarak son derece konforlu, kaliteli ve bağımsız bir yaşama sahip olabilmektedir.
